Wednesday, December 2, 2015

Uçmak Caz Misali

Arabadan inesim gelmedi bu akşam. Hazır radyoda da caz var; çektim evin önüne. Kerem Görsev yeni albümünden parçalar çalıyor; aralarda da saksafoncu Ernie Watts'a methiyeler düzüyor.

Yalnız Görsev bu akşam bir başka. İlk defa tevazu içinde konuşurken duyuyorum programında, özellikle Watts ve kendisinin albümdeki birlikteliğini anlatırken. Albümünde birlikte çalmışlar; daha çok onu anlatıyor radyo programını birlikte hazırladıkları Ferit Odman'la konuşurken. Bir caz sever olarak Kerem Görsev'in programlarındaki üslubunu sevemedim gitti; ama caz müziğini tanıtmasına, bu konudaki duruşuna, doğal olarak da insanlara cazı sevdirmesine hep saygı duymuşumdur. Sonuçta, sıradan bir dinleyici olarak haddimi aşmak istemem tabii; belli ki büyük adam Watts. Zira sadece Kerem Görsev'in albümündeki performansı bile kumaşını ortaya koyuyor Watts'ın. Kaldı ki Görsev'in radyo programındaki üslubuna bile etki etmiş gibi.

Kerem Görsev'le birlikte, dinlemekte olduğum radyo programını sunan Ferit Odman, aynı zamanda Kerem Görsev üçlüsünün (caz jargonunda "trio" deniyor) davulcusu. Odman da Watts gibi Kerem Görsev'in son albümde ter dökmüş. Aynı okuldan mezun olma gururunu taşıdığım davulcu, hem albümdeki performansı hem de Görsev'in albümlerinin mutfağındaki katkılardan dolayı, Görsev'in methiyelerine tıpkı Watts gibi mazhar oluyor bu akşam.


Ekip

Bu pozitif atmosferde keyifle dinledim usta müzisyenlerin müziklerini ve konuşmalarını. Karanlıkta arabamda oturmuş bu insanları dinlerken, kafamda bir ER kokpit ekibi canlandı. Görsev'in ifadesiyle müziklerini yükselten Watts, kendilerini bir yerlere götürüp, sonra "haydi bakalım, sıra sizde" der gibiymiş parçaları çalarlarken.

Dinleyenler bilir; "mainstream" denilen, bir anlamda "klasik caz" diyebileceğimiz cazda, grup çalınan parçaya önce toplu bir giriş yapar. Ardından müzisyenler, diğerleri eşlik moduna geçerken sırayla parçanın yapısı içinde tek başlarına ön plana çıkarak solo performans sergilerler. Örneğin saksafon solo çalacaksa piyano, davul ve bas gitar seslerini düşürerek bir anlamda geri plana çekilip sahneyi saksafona bırakır, yalnızca onun çaldığı melodilere eşlik ederler. Daha sonra, solosunu bitiren saksafon, bir sonraki enstrüman için sesini düşürür, bu sırada örneğin piyano "konuşmaya" başlar, saksafonsa diğerleriyle birlikte kendisine arka plandan eşlik eder. Bu şekilde davul ve bas dahil, grubun her bir üyesi sırayla sanatını sergiler. Son olarak grup tekrar Voltron'u oluşturup toplu halde parçanın finalini çalar.

Şöyle bir baktım da; Watts yetmiş, Görsev ellidört, Odman ise otuziki yaşında. Eh, üç aşağı beş yukarı hepsi aynı yaşlarda müziğe başlamış olsalar, tecrübe seviyeleri de yaşlarıyla orantılı olacak. Bu durumda bu ekibi pekâlâ bir geniş gövde yolcu uçağının kokpit ekibine benzetebiliriz (her ne kadar Görsev uçağın sahibi olsa da). Sırayla kumandayı devralıyorlar; kalkışta ve inişte, 10000'in altında hepsi kokpitte, birlikte performans sergiliyorlar. Güzel, konforlu bir uçuşun ardından belki alkış almıyorlar; ama yatı uykulu yolcuların gülümseyen yüzleri, onları bir sonraki uçuşa doğru besliyor, hazırlıyor.

Daha ne olsun?

***

1 comment: